Ozan Sağdıç
Türkiye´nin hikâyesini çeken fotoğrafçı

1950'li yıllardan bu yana Türkiye'nin farklı köşelerinden, tarihi belgeleyen ve estetik değeri epey yüksek fotoğraflar çeken büyük fotoğrafçı Ozan Sağdıç, Aydın Doğan Ödülü'ne değer bulundu.

Doğan Hızlan (Başkan), Ersin Alok, Ozan Bilgiseren, Güler Ertan, Kamil Fırat, Ara Güler, Sabit Kalfagil, Sebati Karakurt, İzzet Keribar ve Engin Özendes'ten oluşan jüri, ödülü Sağdıç'a oy birliğiyle verdi.
Ozan Sağdıç kimdir?
Ozan Sağdıç, 1934 yılında Balıkesir’de, Burhaniye’nin Pelitköy’ünde doğdu. Kuvayı Milliye önderlerinden ve şair olan Ruhi Naci Sağdıç’ın oğludur. Çocukluğunu Edremit’te geçiren Sağdıç, ortaokul eğitimini İzmir Buca’da, lise eğitimini İstanbul Kabataş Lisesi’nde aldı. Fotoğraf ile ilk olarak 1953 yılında lise son sınıfta tanıştı.
1955’te, konusunda deneyim kazanmak amacıyla bir fotoğrafçı yanında çalışmayı tasarlarken bundan da fazlası olarak, “İstanbul Umum Fotoğrafçılar Derneği”ne kâtip olarak alındı. Bir yandan dernek başkanı Şevket Tanju’nun stüdyosunda gözlemle deneyim kazanırken bir yandan da İstanbul’daki bütün fotoğrafçıları tanıma fırsatını yakalamış oldu.1956’da zamanın önemli magazini Hayat Mecmuası daha yayına başlamadan “Babıâli tecrübesi olmayan taze bir göz” aradıkları ve bunu onda buldukları gerekçesiyle foto muhabiri olarak kadroya aldılar. Ara Güler ile birlikte derginin ilk iki foto muhabirinden birisi olmuştu. Batıda iki Dünya savaşı arasında gelişen fotojurnalizm ve gerçekçilik akımlarının Türkiye’deki 1950-60 fotoğrafçı kuşağının belli başlı temsilcilerinden biri oldu. Aktüalite fotoğraflarında bile, kompozisyon düzgünlüğüne dikkati ve ince bir mizah anlayışı ile fotoğrafları belli bir karakter kazanmaya başlamıştı.
1959 sonlarında Hayat mecmuası Ankara’da bir büro açma kararı alınca, kendi isteğiyle Ankara’ya atandı. Uzunca bir süre dergiyi tek başına temsil etti. Bu arada dergisinin Türkiye Ansiklopedisi hazırlığına malzeme sağlamak amacıyla özellikle Doğu illeri başta olmak üzere yurt çapında fotoğraf taramasına girişimi, arşivinin genişlemesine yol açtı. O yıllarda Turizm Bakanlığı yayınlarına en geniş katkı sağlayan kişi oldu.
Çektiği sahne fotoğrafları beğeni kazandığı için Devlet Tiyatroları tarafından bütün oyunların fotoğraflarının çekimi işi kendisine emanet edildi. Giderek kuruluşun dergisinin hazırlanması ve özgün afişlerinin yapılması işlerini de yüklenir oldu. Zamanın modası fotoromanlar İtalya’dan film halinde gelirdi, Türkçe sözleri burada eklenirdi. Devlet Tiyatrosu sanatçılarından yararlanarak ilk Türk yapımı fotoromanların yapımcısı oldu. Bilgi yayınevinin ilk yüz kitabının grafik anlamda kapaklarını hazırlayarak bu konuda da öncü oldu.

Hayat mecmuasından ayrıldıktan sonra da çeşitli yayın organlarında mesleğine devam etmiştir. En sıkı bağlantısı gençlik günlerinde ilk telif hakkını elinden aldığı ve daima teşviklerini esirgemediği Abdi İpekçi’nin takdiri ile Milliyet gazetesinin magazin eklerinde ve TV’nin siyah beyazlı günlerinde çıkarılan Radyo-Televizyon eklerinde gösterdiği söylenebilir, o günlerde söz konusu ekleri mesai arkadaşı Mete Akyol ile hazırlıyorlardı. Bu arada kendisi yayın-endüstri, turizm fotoğrafları, takvim, poster çalışmaları yapan, baskı hizmetleri sunan bir işyeri açmıştı.
A.Ü. Siyasal Bilgiler fakültesi Gazetecilik Okulu açılış yıllarında ve Hacettepe Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf bölümünün ilk günlerinde bir süre fotoğraf sanatı üzerine dersler verdi. Türk Standartları Enstitüsü gibi bazı kurumlarda danışmanlık yaptı. Bir ara Kültür Bakanlığı’nda teşkil edilen “Sanat danışma Kurulu’na fotoğraf sanatını temsilen seçildi. Ankara Belediyesi için “Bir Zamanlar Ankara” isimli, TRT için Uluslararası 23 Nisan şenlikleri için “Dünyanın Bütün Çiçekleri adlı albüm-Kitapları hazırladı. Kapadokya bölgesine hep ilgi gösterdi. Bakanlık için “Doğa’nın şiiri Kapadokya” isimli albüm-kitap, daha sonra valilik için 5 ayrı dilde kılavuz kitaplar yayınladı. Aydın Valiliği için Aydın kitabı, Bayburt Valiliği için “Bin bir Çiçek Bayburt kitaplarını hazırladı. Turistler için yayınladığı kitaplar arasında Diyarbakır Kılavuzu, Hacıbektaş kılavuzu ve 4 dilde yayınlanmış olan Kuşadası kitapları sayılabilir. Hazırlıkları arasında baskıya verilmemiş 20 kadar projesi bulunmakta. Müzikle senkron diaporama gösterileri de büyük ilgi ile karşılanmıştır. Bugüne kadar 50 kadar aşkın sergileri olmuştur.
Ozan Sağdıç’ın sadece fotoğraf sanatı ile değil, şiir sanatıyla da ilgili pek çok çalışması da dikkat çekici olmuştur. 1980 yılında yayınlanmış ilk şiir kitabı “Çağla Çağı”dır. Özgün şiirleri yanında şiir çevirileri üzerinde emeği büyüktür. Ömer Hayyam 700, Mevlana’nın 2200 rubaisini Sadi’nin Bostanı’nın tümünü, Hafız’ın ve Molla Cami’nin gazellerini de manzum olarak Türkçe’ye çevirdi, Beydeba’nın hayvan öykülerini fabl tarzında yazdı, Nasrettin Hoca ve Bektaşi fıkralarını ayni biçimde manzum olarak anlattı. Ayrıca Batı dillerinden de çevirileri var.
AFSAD’a onursal üye seçildi. FSK kurucu üyeleri arasında yer aldı. Halen ona yakın derneğin onur üyesidir. Devlet Sanatçılığı ünvanının verilmesi fotoğraf dalına da genişletildiğinde akla gelen ilk isim onunki olmuştu. Aydın Doğan Ödülü her yıl farklı bir meslek dalına veriliyor. Başlangıçta fotoğrafı ayrı bir dal düşünmemişler, Görsel Sanatlar ödülü adıyla Ara Güler’e bir ödül vermişlerdi. 18 yıl sonra fotoğrafa sıra gelince ödüllendirilen Ozan sağdıç olmuştu.
Sanatçı, CSO’ndan emekli viyola sanatçısı Olcay Sağdıç ile evlidir. TOB Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı bölümünde öğretim görevlisi olan Oğuz Sağdıç’ın babasıdır.

Ozan SAĞDIÇ, ülkemizin “Devlet Sanatçısı” unvanı ile ödüllendirilen ilk ve tek fotoğraf sanatçısıdır.