EKREM KAHRAMAN:

 ANADOLUDA ÇAĞDAŞ SANAT!

Görünen bütün çağdaş verilere ve bölgesel muhtemel öngörülere göre Türkiye, tarihsel olarak yeni bir kültürel iklime doğru eviriliyor. Bu yeni sürecin ana damarını oluşturan siyasal, toplumsal, sosyal, ekonomik vb. alanların arasına uzunca bir süredir yeni çağdaş sanat ve kültür vizyonları da dâhil edilmeye başlandı ki bu oldukça heyecanlandırıcı ve aynı zamanda bu sürecin oldukça olanaklı çift yanlı kültürel karakterine de işaret ediyor: Bir yandan son yıllarda büyük bir atılıma geçen çağdaş sanat Anadolu'ya doğru bir yol güzergâhı açarken, diğer yandan da Anadolu'da yapılmaya başlanan çağdaş sanat kavramları ve formlarının da birikimli merkez kentlere (İstanbul- Ankara, İzmir, Adana vd.) doğru yola çıktığını gösteriyor.

Bu çift yanlı gidişli gelişli kültürel sıçrama da gösteriyor ki, cumhuriyetin ilk yıllarından beri neredeyse 100 yıllık bir temel cumhuriyet iddiası olarak ortaya konulmuş olan bir çağdaşlaşma, kültürleşme, yeni vizyonlar geliştirme girişimleri artık yepyeni bir aşamaya geçmiş durumda.

Kuşkusuz ki, “sanat” ya da “çağdaş sanat” vb. iddialarının temelinde duran toplumsal vizyonun Cumhuriyet öncesi de var: Türkiye daha 1882 yılında, sanat tarihçi, arkeolog, müzeci, ressam Osman Hamdi Bey tarafından kurulan ve Cumhuriyet sonrasında 1928 yılında Güzel Sanatlar Akademisi adını alan Sanayi-i Nefise Mektebi Türkiye’de akademik anlamda sanatın tarihi ve eğitimi programları devreye sokulmuş olsa da, bu kavramların günümüzde yaygın olarak kullanılması ve Anadolu'ya da yaygınlaştırılması ise 1939 yılında devlet tarafından başlatılan Devlet Resim Heykel Sergileri ve arkasından Anadolu'da açılmaya başlanan Devlet Güzel Sanatlar Galerileri eliyle olacaktır.

Eğer, 80’lerin sonu 90’ların başına gidilirse bu birbirine bağıntılı alan eğitimlerinin, Türkiye genelinde Anadolu'da açılan üniversiteler aracıyla gerçekleşmeye başlayacaktır.

Fakat yine de bütün bu girişimlerin ivme kazanması ve Anadolu'da yaygınlaştırılmaya çalışılan sanat eğitimi kurumlarının yanı sıra Devlet Güzel Sanatlar Galerileri yoluyla topluma ulaştırılma, götürülme çabasına girilen sanat ve çağdaş sanat örneklerinin yer aldığı sergiler ya da müze işlevli kurumlarının bir türlü yeterince oluşturulmamasının önüne bir türlü geçilemediği gibi çağdaşlaşma idealinin temel argümanları bütün kültürel boyutlarıyla ne yazık ki önemli ölçüde ihmal edilmiş olduğu görülüyor.
Günümüzde Anadolu'da yaygınlaştırılarak açılmış bulunan üniversiteler bünyesinde kurulan Güzel Sanatlar Fakülteleri ve bu kurumlarda eğitimi yapılan çağdaş sanat kapasitelerine rağmen bu büyük fakat eksik kalmış sanat etkinlikleri, ne sergi mekânı galerilerin ne sanat ve kültür bağlamında beslenme ve birikim örnekleri barındıran çağdaş sanat müzelerinin olmayışı nedeniyle sanat eğitimi ve topluma yaygınlaştırılması ayakları ne yazık ki bir türlü tamamlanamamıştır.

1950'li yıllarda henüz sanat ortamının yalnızca İstanbul'da ve oldukça dar bir çevrede kısmen işlerliğe soyunan sınırlı galericilik girişimleri, 60'lı yıllarla birlikte biraz daha açılıma kavuşup “piyasa” kavramına doğru yol almaya başlayacaktır.

80'li, 90'lı yıllar ise bu sınırlı “sanat piyasası” ya da ortamı giderek uluslararası olma çabalarına evrilir ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1987 yılında bienaller dönemi süreci açılır. Yeni süreç, I. Uluslararası Çağdaş Sanat Günleri adıyla Uluslararası İstanbul Bienalleri'ne doğru evrilerek günümüz çağdaş sanatının önünü açacaktır.

Yine Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergileri gibi, 2000’lerin sanatçı inisiyatifleriyle karılaştırabileceğimiz birçok sergi etkinliği de bu zemin ve bağlamlar üzerinden yol alacaktır.

Bu bağlamda, 1989-91 yılları arasında düzenlenen bir dizi çağdaş sanat sergileriyle alan yeni çağdaş sanat iddialarıyla birlikte kimlik değişimlerine sahne olmaya başlayacaktır.

90'lı yıllarla birlikte, bienalin İstanbul sanat ortamına getirdiği ilgi ve dinamizmden etkilenen İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından İstanbul’da daimi bir modern sanat müzesi kurma hedefiyle İstanbul Modern’i hayata geçirme planları yapılmaya başlanır.

Yine aynı süreçte ilk kez TÜYAP bünyesinde ilk Sanat Fuarı kurulur. Böylece sanat, ilk kez “piyasa” kavramıyla eşleşerek bir fuar konseptine doğru evrilecektir.

2005 yılında kurulan  Contemporary Istanbul ile birlikte ise çağdaş sanatta fuarlaşma süreci bir yandan da uluslararasılaşmaya başlayacaktır.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında İstanbul, Ankara ve İzmir'de kurulan Resim ve Heykel Müzeleri bir yana konulursa, Türkiye’nin ilk ve en eski özel çağdaş sanat müzesi (Selçuk Yaşar adına) İzmir’de biraz da DYO Resim Yarışmaları’yla edinilmiş aile koleksiyonunu topluma sunmak amacıyla kurulmuş olan Yaşar (Selçuk Yaşar) Eğitim ve Kültür Vakfı Resim Müzesi’dir.

Bu bağlamda İKSV tarafından kurulan ve esas olarak Eczacıbaşı aile koleksiyonu üzerine kuru İstanbul Modern de, bazı Anadolu üniversiteleri bünyesinde yer alan aydınlanmacı hayalperest ütopyacı kimliklerin kendi kişisel çabalarıyla ve başvurulan sanatçıların bağışlarıyla üniversite kampüslerinde kurulan (Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi, Ankara’da Hacettepe Üniversitesi, Erzurum’da Atatürk Üniversitesi, Konya’da Selçuk Üniversitesi vd.) çağdaş sanat müzesi adı altında açılmış iyi niyetli koleksiyon müzeleri de, İstanbul’da kurulu Sakıp Sabancı Müzesi,VKV (Vehbi Koç Vakfı) Çağdaş Sanat Müzesi ARTER, Ankara’da Müze Evliyagil, yine Ankara’da kurulu Cern Modern, Eskişehir’de iş adamı Erol Tabanca tarafından Odunpazarı semtinde açılan OMM Odunpazarı Modern Müze, Balıkesir’deki Devrim Erbil Müzesi vd. sergileri de daha sonralarıdır bilindiği üzere.

Yine bu müzelere sanatçı ve sanat eğitimcisi Hüsamettin Koçan’ın memleketi Bayburt’ta, doğmuş olduğu eski adıyla Baksı, bugünkü adıyla Bayraktar köyünde kurduğu Baksı Müzesi, Ankara’nın Çankaya semtinde Mustafa Ayaz tarafından içerisinde hocası Adnan Turani’nin çalışmalarından bazılarının da yer aldığı Mustafa Ayaz Müzesi, İstanbul’da Beyoğlu’nda kurulu ve içerisinde rahmetli Doğançay’ın babası Adil Doğalçay’ın eserlerinin de bulunduğu Burhan Doğançay Müzesi, Ankara’da Şefik Bursalı’nın oturmuş olduğu evde oluşturulmuş Şefik Bursalı Müzesi, Bodrum’da kurulu sanatçı Ender Güzey Müzesi/ARThill müzelerini de eklemek gerekiyor.

Kuşkusuz ki, bu oluşmuş oldukça birikim kapasiteleri ile bu kapasitelerin sağlamış olduğu bağlamlar üzerinden bakıldığında günümüzde çağdaş sanat alanlarında ortaya çıkan yeni yaratıcılık olanakları ile bireysel ve toplumsal vizyonlar, gerek diğer dünya ülkeleri gerekse ülkemiz Türkiye için oldukça derin anlamlar, sorumluluklar ve yeni vizyonlar içeriyor. Hatta içermekle de kalmıyor bunun gözle görünür belirgin kültürel toplumsal niyetleri, yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerimizde değil Anadolu'nun merkez kentlerinde de uzunca bir süredir yeni yeni girişimler olarak öne çıkmasıyla birlikte umut verici bambaşka bir evreye geçiliyor. Adana, Mersin, Antalya, İzmir, Ankara, Samsun, Sinop, Erzurum, Konya, Antakya, Samsun, Sivas vd. kentlerin yerel öncü yöneticileri sanat ve kültür vizyonlarını gerçekleştirme girişimleriyle kendilerinden söz ettiriyorlar.

Bugün Türkiye'de içerisinde Antakya'nın da bulunduğu ve biraz önce isimlerini sıraladığımız söz konusu kentler başta olmak üzere sanat eğitimi veren yükseköğretim ya da lise düzeyinde yaklaşık yüzün üzerinde sanat eğitimi kurumu bulunuyor.

Bunlara paralel olarak İstanbul'da birkaç çağdaş sanat fuarının birden devreye girmiş olması durumu daha da önemli hale getiriyor doğal olarak. Ne var ki son yıllarda önemli ölçüde yol kateden ve bu çağdaşlaşma girişimlerini yönelik bölgesel destek girişimleri bu büyük vizyonlu gelecek projeleri zaman zaman o yönde yaygınlaştırılmaya çalışılsa da yine de bir türlü yeterince Anadolu'ya taşınamadığı yönünde yaygın bir görüş söz konusu ki bu da esas olarak Anadolu'da açılmış sanat fakülteleriyle bağlantılı haklı olarak.

Öte yandan yine Mardin Bienali, Çanakkale Bienali, Sinop Bienali, İzmir Trienali vb. bu kentlerin uluslararası arenada tanınırlığını sağlayan önemli sanat etkinlikleri olarak öne çıkıyor.

Peki, çağdaş sanatın Anadolu'daki kalıcı yaygınlaşması ve çağdaş sanatın hem Anadolu'ya taşınması ve bununla da yetinmeyip orada da yapılan yeni çağdaş sanat bağlamında Antakya'nın bölgesel ve merkezi benzer bir yeri ve önemi olacak mıdır ya da olmalı mıdır?

Birincisi, her şeyden önce tıpkı İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya vd. kentlerimiz kadar,  Antakya da Türkiye'dir ve o yüzden de  “Hoşgörü ve medeniyetler beşiği” olarak da anılan bu kentimize de büyük sorumluluklar düştüğü gibi hem halkı hem de kentin kültürel vizyonu bağlamında böylesi bir vizyonu Antakya fazlasıyla hak ediyor.

İkincisi ise Antakya'nın da çağdaş sanat eğitimi veren bir üniversite kurumu var. Bu kurum ve onun yeni çağdaş sanat niyetleri, çabaları, görsel ve zihinsel birikimleri yönünde önümüzdeki süreci ister istemez zorladığı gibi bir yandan da bu yönde yeni ve zorunlu talepler de öne sürüyor.

Üçüncüsü ise Antakya bölgesel olarak hem kültürel ve siyasi olarak hem de Ortadoğu'yla aktif olarak ilişkili kültürel bir kentimiz. Bu bağlamlardan bakıldığında da önümüzdeki yeni süreçte vazgeçilmez bölgesel bir merkez olarak öne çıkıyor.

Öncelikle şunun altının yeniden yeniden çizilmesi gerekiyor ki: çağdaş sanat ve kültürel gelecek iddiası olan her birey, toplum ve ulus için çağdaş sanat talebi ve girişimi aslında uygar bir kentleşme anlayışı bağlamında saygıyla karşılanması ve ısrarla savunulması gereken yeni ve olanakları oldukça yüksek bir kavram, form ve kültür üretme girişimi aslında.

O nedenle de “Hoşgörü ve medeniyetler beşiği” olarak anılan güney ucumuzda yer alan ve büyük kültürel, tarihsel olanaklara sahip olan Antakya'da “Antakya sizi çağırıyor, çağdaş sanat Anadolu'da” mottosuyla bu yıl 4. düzenlen Orontes 4. Uluslararası Çağdaş Sanat Festivali bu bağlamda bazı çevrelerce önemsiz gibi algılanabilecek fakat önemli bir kültür girişimi olarak kurumlaşmaya çalışıyor.

Ansam Kültür Derneği ve Fotofilm Sanat Merkezi tarafından düzenlenen ArtAntAkyA International Contemporary Art Show, Hatay Valiliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi ve ilçe Belediyelerin yanı sıra, kentin STK’ları, HAMOK, ATSO, Antakya Ticaret Borsası(ATB), Hatay Barosu, HASİAD VE HAGİAD tarafından destekleniyor.

Antakya, geçmişinde barındırdığı kültürel uygarlıkların gelenek birikimlerin yanı sıra son yıllarda karşı karşıya kaldığı uluslararası etki ve dönüşümlerle oldukça farklı bir hoşgörü ve gelecek imgesi görüntüsü içerisine girmiş görünmektedir. Büyük tarihsel derinliği içerisinde Müslüman, Hıristiyan, Yahudi toplulukları ve tüm kadim uygarlıkların kesişme noktası olmasının yanı sıra aynı zamanda muhtemel yeni bir uygarlık öngörüsü de sunmaktadır Antakya.

Günümüzde dünyanın en büyük mozaik müzesi, İlk Olimpiyatlar, ilk Hipodrom, ilk aydınlatılmış cadde, ilk kilisesi vb. nice tarihsel imge ve anlamlarla yüklü Antakya artık çağdaş sanat ve kültür girişimleri ve vizyonlarıyla da öne çıkma çabası içerisine girmiş ve bunu da oldukça iddialı ve cesur bir biçimde öne taşımaya azimli görünüyor.

Orontes 4. Uluslararası Çağdaş Sanat Festivali, işte tam da bu olabildiğince kültürel vaatler, yeni çağdaş birikimler sunmaya niyetlenmiş saygıdeğer bir hayal ve öncü bir girişim.

En azından Antakya da dâhil çevre kentlerde ve bölgelerde kurulu Güzel sanatlar fakülteleri, Sanatçı Kolektifleri, Sanatçı İnisiyatifleri vd. yanı sıra çağdaş sanatın artık kendisine önemli ölçüde kucak açıldığı ve uluslararasına geçen sanat kapasiteleriyle birlikte bölgesel yeniliklere zemin oluşturulacağı yönünde yepyeni umutlara kapı açacağı kesin.

Sanata yatırım yapmak, sanatçılara kol kanat germek sadece kişisel/kurumsal itibarı yükseltmekle kalmıyor, ülkenin dünya kamuoyu gözündeki imajını da güçlendiriyor.

Antakya önümüzdeki uzun yeni dönemde neden yakın Ortadoğu'nun bölgesel çağdaş sanat merkezi fuarı ya da bienali durumuna gelmesin?

Ekrem Kahraman
Tarsus’da (17 Ocak 1948) doğdu. Tarsus Lisesi (1968) ve İstanbul Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünden (1971) mezun oldu. Ortaöğretim kurumlarında  (Adana Kozan, Bandırma ve İstanbul) bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra öğretmenlikten ayrılarak (1989) hayatını tamamıyla sanatçı olarak sürdürmeye karar verdi.

Yurtiçi ve yurtdışında 100’ün üzerinde kişisel sergi açtı; çok sayıda karma ve grup sergilerine katıldı. Ulusal ve uluslararası fuarlarda yer aldı. 16 resim ödülü kazandı. UPSD (Unesco AIAP'a bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği) tarafından “Yılın Onur Sanatçısı” seçildi (2016).

2. Artshow Sanat Fuarı’nda çağdaş sanata katkıları nedeniyle Mehmet Güleryüz ve Ergin İnan ile birlikte yılın sanatçısı ödülünü aldı (2019). Sanatı hakkında çok sayıda broşür, katalog ve kitap yayımlandı; dört belgesel film çekildi. Ulusal ve uluslararası özel ve kamu koleksiyonlarında resimleri bulunuyor.

Plastik sanatlar alanında teorik yazılar yazdı. Yazıları Sanat Çevresi, Türkiye’de Sanat, Genç Sanat, Çekirdek Sanat, CEY Sanat, rh+ Sanat, Artist sanat  dergileri ve Bosphorus SANAT gazetesinde yayımlandı.

2007-2008 yılları arasında Sanatçının Atölyesi dergisini yayınladı. 2011 yılından itibaren Aydınlık Gazetesi'nde çağdaş sanat, sanatın ideolojisi ve ideolojinin sanatı, Çağdaş Sanat Müzeleri vb. üzerine köşe yazıları yayınladı.

 

Hakkında Yayınlanmış Seçme Kitap ve Kataloglar:

Sonsuz ve Çıplak, İbrahim Çiftçioğlu, Prof. Dr. Neriman Samurçay, İbrahim Oluklu, Mehmet Ergüven, Kaya Özsezgin, Önder Şenyapılı, (Sanat Yapım Yayıncılık) 1989.  Ekrem Kahraman, Mehmet Ergüven, (Yapı Kredi Kültür Merkezi) 1993, Gerçek ve Düşlem Çaprazında Bir Doğa Şiirinin Anatomisi, Prof. Dr. Kaya Özsezgin, (Bilim Sanat Galerisi) 1994. Boşluk Üzerine Yanılsamalar, Levent Çalıkoğlu, (Asmalımescit Sanat Galerisi) 1998. The Farmer of Dreams, Molly Mc Anailly, (Asmalımescit Art Gallery) 1999. KAHRAMAN, 2 Cilt, Prof. Dr. Kaya Özsezgin, Tuncay Takmaz, Özdemir İnce, Marilyn Hanson, Bedrettin Dal,Mehmet Ergüven, Levent Çalıkoğlu, Zafer E. Bilgin, Mehmet Hameş, Refik Durbaş, Seyyit Nezir, Ergin Koparan, Sitou Gnussounou, Gürhan Uçkan, Turgay Fişekçi, Cezmi Ersöz, Celal Başlangıç, Hüseyin Ferhad, Eray Canberk, Özgür Uçkan, (Bilim Sanat Galerisi Yayınları) 2002. Aradığın Yerlerde Değilim Artık! / Yaşamı, Sanatı, Kişiliği ile Ekrem Kahraman, (Bilim Sanat Galerisi Yayınları) 2002. Ekrem Kahraman Resminde İmgenin Arınmışlığı Üzerine, Ümit Gezgin,  (Nurol Sanat Galerisi) 2006. Dünya Nereye Gidiyor? (Tuncay Takmaz ile birlikte) söyleşi: İbrahim Çiftçioğlu / Kevser Özder ( İlayda Sanat Galerisi) 2006. Bulunduğumuz Yer, Melis Boyacı, (Kare Sanat Galerisi) 2009, KAHRAMAN, Fırat Arapoğlu, Melis Boyacı, Belgin  Balanoğlu Alagöz, Ümit Gezgin, (Arete Sanat Galerisi) 2010. Karşılıksız Ütopya, Ali Şimşek, (Bandırma Belediyesi) 2015. Yeryüzü Duaları, Barış Acar, (Milli Reasürans T.A.Ş) 2015. Yeryüzü Duaları, Halilhan Dostoğlu, (KAV Sanat Galerisi) 2016. Yeryüzü Duaları, Teri Altaras, Feriha Zeynep Ceylan, Özgenur Geris, Gizem Yegin, (İstanbul Kültür Üniversitesi) 2016

Yayımlanmış Kitapları:  

Ateşin Peşinde / Yaşam Sanat İdeoloji (Bilim Sanat Galerisi Yayınları)

2002, Sesli Düşünmek (Kreatif / RenArt Sanat Galerisi) 2013, Gılgamışın Yaprakları, (Corpus

Yayınları) 2016

Şiir Kitapları: Sessiz Bir Aşkı Dillendirmek (İlgi Yayınları) 1985, Rıhtım ve Ihlamur (Alaz Yayıncılık) 1987, Fısıltılar ve Çığlıklar, (Romans Sanat Yapım Yayınları) 1992, Seçme Şiirler (Çekirdek Sanat  Yayınları) 2007,  Aşkolsun Hayat, (Bilim Sanat Galerisi Yayınları, Toplu Şiirler) 2002, Üşümez mi Sandın Meşe Ağacı Soğukta (Artshop Yayınları) 2011, Hatırlama Ve Söyleme Zamanları 1-2-3 Cilt Non Kitap Yayınları 2020